Güvenmemeyi Öğrenmek

Bir süredir yazamıyorum buraya çünkü Twitter’ dan da anlayacağınız gibi balıklama olarak aptal bir kızında sebep olmasıyla üniversite hayatıma giriş yaptım. Bu girişin aptal bir kız sebebiyle ve balıklama olması ise çok fazla risk göze alarak verdiğim bir kararın değişmek zorunda kalması(bırakılması) idi.

Her neyse gerçekten neler olduğunu ben de anlayamadan kendimi çok farklı bir ortamda, “kızlar ve ilişkiler” konusunda daha fazla tecrübe sahibi olmuş bir şekilde buluverdim. İşin üniversite kısmına birazdan geleceğim fakat önce edindiğim bazı tecrübeleri siz değerli okuyucularımla paylaşmak isterim, ki önceden tedbirli olsunlar karşı cinsle olan ilişkilerinde..

Yine aniden { :P } ortaya çıkıveren bir ilişkim oldu. Uzun süreli diyaloglar sonucunda, beni kafasında nasıl biri olarak canlandırmış olduğunu sonradan anlamaya başladığım biri ile yakınlaşmaya başladım. Daha doğrusu bir şeyleri elde etme hırsımın sonucunda bir şeyler elde ettim :)

Sonra iş biraz can sıkıcı olmaya başladı. Attığım her adımı tekrar birileriyle paylaşır olmuştum. Özgürlüğümü kısıtlamıştım tekrar.. Sevmem gerektiğini düşünüyordum çünkü karşımdaki beni seviyor sanıyordum. Sevmek zorunda hissetmenin getirdiği baskıların yarattığı sıkıntılar da cabası..  {Garip bir şekilde, fazlaca uyanık ve sinsi olduğu önsezisi daha sonra beni yanıltmayacaktı.} Hoşuma gitmeyen fazlaca şey olmasına rağmen bu ilişki sürmeye devam etti. Bu arada sadece zarar görmedim tabiki. Bazı konularda faydası oldu aslında :D …

Neyse bu zoraki alışma evresinden sonra bir alışkanlık gelişiverdi. Mutlu olduğuna kendimi zorla inandırdığım olayların ardından bu kız artık hayatımın parçası olmaya başlamıştı ister istemez. Çünkü ona güvenmeye başlamıştım.

Karşınızdaki yaratık kendini öyle şekillere sokabiliyor ki, esas yüzünü açık olarak görebilmek mümkün olmuyor. Dışardan bakıldığında ne kadar saf, masum görünen biri aslında o kadar saf ve masum olmayabiliyor. Böylelikle güvenmeye başlıyorsunuz işte.

Ve işte sorun başlıyor.. “Güven” kısmından sonra hayatınız tehlikede demektir. Hele ki, benim gibi hayalleriyle yaşayan, fazlaca idealist biriyseniz…

Sonraki yaptığım büyük hata; kendi hayallerime iradesiz, sinsi bir kızı ortak ettim… O hayallere ortak olma kapasitesi olmayan bir kızı…

Benim bu yarı fedakarlık, yarı aptallığım karşısında o ne yaptı: Kendi hayalleri de aynı şekildeymiş gibi yapıp beni, kendi öss dönemi yalnızlığını gidermek için kullandı. Benim yapmam gerekenleri onun yapabilmesi için “ders çalışabilmesi için” saatlerimi, günlerimi verdim.. {Yaptığım diğer büyük aptallıkta bu}

Uzunca bir süre sonra ne olacağına karar verebildi ve Türkiye’ de iyi bir isme sahip bir üniversitenin ortalama bir bölümüne girdi. Girdikten ve okula başladığı bir haftadan sonra, olmak istediği kişinin bu olmadığını(çalışıp, araştırıp, öğrenip insanlar yararına bilimsel araştırmalar yapmak); kendi sahip olmadığı(olamadığı) değerlerle hava atarak ve sadece göşteriş yapmak üsulu ile eğlenerek yaşamak olduğunu anlayabildi. Saygı duymak lazım:)

[ Yazmaktan yoruldum ve acıktım yine :D devamını en kısa zamanda tamamlamaya çalışacağım:)  ]

2009 Öss

Bu yıl Haziran ayında, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan verdiği bir röportajda şöyle diyor:

Yıllar itibarıyla değişmekle birlikte bize son sınıf düzeyinde başvuran öğrenci sayısı geçen yıl 800 bini aşmıştı. Bu sene bu sayı 500 bin kadar azaldı. Fakat buna karşılık hiçbir yere yerleşmemiş, bir yere yerleşip okumakta olan ve hatta mezun olmuş olanların başvurularında […]

Hüznün Fotoğrafı

Fotoğraf makineme yeni kavuştuğum zamanlarda, bir yolculuk sırasında bu küçük, adının Sıla olduğunu öğrendiğim çocukla karşılaşıverdim.

Arkadaşlarıyla etrafta koşturuyordu. Ama diğerlerinden farklıydı, çünkü oyun oynamalarına rağmen yüzü pek gülmüyordu. Küçük yaşına rağmen sanki bir şeylerin ağırlığını taşıyordu.
Sonra Sıla’ nın annesinin ruh hastası, babasının da fiziksel özrü olduğunu öğrendiğimde, bu küçücük çocuğun […]

Yeniden Öss!

Bu yıl kolay olmayacak. Bir kaç kişiden başka bana inanıp beni destekleyen kimse olmayacak. Bir de insanların engelleyemediğim tepkileri olacak. Mesela uzun zamandır yaptıklarını beğendiğim, kendime model seçtiğim insanlar, hayallerimi anlattığımda artık gülmeye başlayacaklar. Belki artık yıllarca umutla bakan insanlar bana küçümseyen gözlerlerle bakacaklar.
Bunları düşünüp, işin kolayına kaçarak, çevremdeki lüzumlu lüzumsuz konuşan insanları susturmak […]

Bir Fotoğraf

Geçenlerde, fazlasıyla bunaldığım bir anda ve yine Sigur Rós dinlerken çektim bu fotoğrafı. İstediğim gibi bir kare yakalamayı biraz sabır, birazda şans yardımıyla başarabildim. Hatta beklediğimden daha anlamlı bir kare çekebilmeyi başardım.

•Hayal ettiğimiz, olmak istediğimiz yerde miyiz?

Mountrain Outdoor Academy

Geçtiğimiz haftasonunu Bolu Aladağlar’da bulunan Mountrain Outdoor Academy adındaki bir tesiste geçirdim ve kendimi takım ruhunun geliştirilmesine yönelik çeşitli aktivitelerinin içinde buluverdim:) Bir de ilk defa gerçek bir ormanda çadırda uyuma tecrübesi edinmiş oldum.
Neyse, bu yazıyı yazmaktaki amacım orada bulunduğum süre içerisinde çekme fırsatı yakaladığım bazı fotoğrafları paylaşmak. İşte o fotoğraflardan bir kaçı: […]

Lupelius Hakkında

Lupelius adında bir filozofun varlığından haberdar olmam, bu siteye lupelius anahtar kelimesiyle gelen birçok kişi gibi benim de Stefano Elio D’Anna‘nın Tanrılar Okulu adlı kitabını okumam ile gerçekleşti.Kişisel bloguma lupelius.com adresini seçmem ise, Lupelius adındaki bu filozofun gerçekten yaşamış olduğundan bile emin olamama rağmen, sunduğu felsefesinin beni fazlasıyla etkilemesi ve benim açmak […]

Zor Karar!

Bu yılki öss hezimetinden sonra evde durumlar pek iyi gitmiyor doğrusu! Her akşam açılan tercih konusu herkesin canını bir hayli sıkıyor . Babamın durduk yerde: ‘Eee , naptın oğlum? Tercihleri ne zaman yapıyorsun?’ diyerek söze başlamasıyla, benim odamda yapmam gereken işlerim olduğunu hatırlamam bir kaç saniyeden daha uzun sürmüyor. Kaçıyorum, kararımı onlara anlatmaya korkuyorum! Çünkü […]

…ve Bir Blog Sahibi Olunur!

Merhaba :)
Yaşama dair düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım yer bu sefer bir web blogu. Mümkün olduğunca yazmaya çalışacağım burada.
Çoğulukla 20 yasındaki bir gencin bundan sonraki hayatında, hayatı tanıması, öğrenmesi ve düşünceleriyle ile ilgili yazılar bulacaksınız. Ve tabi ki ‘fotoğraf‘ …
Fotoğraf aşkım ortaokul çağlarında başlamış olmasına rağmen, kompakt da olsa bir digital makineye kavuşalı çok […]